tr en

izmir

İnsanlık tarihinin 8.500 yılına tanıklık eden İzmir, körfezin kıyısına kurulmuş olup Türkiye genelinde hem nüfus büyüklüğü hem de sosyoekonomik gelişmişlik bakımından 81 il içinde üçüncü sırada yer almaktadır. İzmir Uluslararası Limanı 70.000 işadamı, 6000 sanayici, 100.000’e yakın esnafa hizmet etmesi ile ülke genelinde en önemli limanlardan biri konumundadır. İzmir, Ege Bölgesi’nin önemli ticaret ve üretim merkezidir. Aynı zamanda 13 sanayi bölgesi ve 2 serbest bölgesi ile Türkiye’nin önemli ticari rotalarından biridir. İzmir çok yönlü üretim olanakları, zengin doğal kaynakları ve nitelikli yaşam kalitesini bir arada sunabilmesiyle hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde öne çıkan bir bölgedir. Ekonominin önemli bir göstergesi olan ihracat açısından İzmir gelişim içindedir. Bu nitelik hem sosyal hem ekonomik olarak İzmir’e rekabet etme, kapasite geliştirme ve uyum sağlamada avantaj kazandırmıştır.


Tarım, sanayi, hizmetler ana sektörlerinin tümünde önemli potansiyel gösteren kent, 2014 nüfus sayınıma göre; 4.113.072 nüfusu ile Türkiye nüfusunun %5,3’ünü oluşturmaktadır. Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege Denizi’nin kıyısında yer alan şehrin yüzölçümü 12.012 km²’dir. Yıl içinde güneşli gün sayı ortalaması 300 gün olan kentin, 629 kilometrelik sahil uzunluğu ve iklim elverişliliği ile yaz turizmi doğal olarak gelişmiştir. Türkiye’nin tüm şehirlerinden gelen yerli turistlerin yanı sıra, dünyanın her yanından ziyaretçi çekmektedir. Kıyıları boyunca 35 adet, plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülü olan, “Mavi Bayrak”lı kumsalı bulunmaktadır.

Victor Hugo’nun “prenses” yakıştırmasında bulunduğu İzmir, büyümeye devam eden dinamik bir metropol olduğu kadar, bir zamanlar antik paraların üzerine nakşedilmiş eski ve köklü bir şehirdir.


Antik çağlardan günümüze bir ticaret ve liman kenti olan İzmir, kuruluşundan bu yana pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bu özelliği sayesinde farklı kültürler İzmir’de harmanlanmıştır.

Doğu Akdeniz’deki en iyi korunmuş klasik antik dönem şehri Ephesus (Efes) Selçuk/İzmir’de bulunmaktadır.
Selçuk, Meryem Ana tarafından ziyaret edildiğine inanılan ev, St. John’un İncil’i yazdığı Ayasuluk Tepesi gibi pek çok erken dönem Hıristiyanlık kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır.



UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bergama tarih öncesi çağlardan İyon, Roma ve Bizans medeniyetlerine kadar yerleşimin olduğu, Türkiye’nin en eski yerleşim birimlerinden biridir. Antik dünyanın önemli sağlık merkezi olan Asclepion, 300 m.lik bir uçurumun tepesindeki Acropolis ve Serapis Tapınağı bölgeyi tarih turizmi açısından zengin hale getirmektedir.



İzmir’in dünya çapında üne ulaşmış küçücük bir tatil beldesi olan Çeşme’nin yaz aylarında nüfusu onlarca katına çıkar. Bir yarımadada konumlanmış olması, kuzey ve güney rüzgarlarının çarpıştığı bu noktayı rüzgar sörfü meraklıları için çok çekici kılmaktadır. Özellikle Eylül ayında yapılan Uluslararası Rüzgar Sörfü Yarışması’yla çok sayıda kişiyi bu şirin beldeye çekmektedir. Şehir merkezine 70 km uzaklıkta bulunan Foça da, yaz mevsiminde deniz-kum-güneş turizmiyle binlerce kişiyi konuk etmektedir. Gümüldür Kumsalı’nın bulunduğu Menderes’in yanı sıra Dikili, Seferihisar ve Karaburun, kendilerine özgü güzellikleriyle doğa ve deniz turizmi açısından alternatifler sunmaktadır.



İzmir, tarihi boyunca sosyal mozaiği dâhilinde pek çok kültür ve din barındırmış, etnik gruplara ev sahipliği yapmıştır; Persler, Antik Yunanlılar, Asurlular, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar, İzmir’in uzun tarihi boyunca ev sahipliği yaptığı onlarca farklı uygarlıklardan sadece bazılarıdır.. İzmir’de, günümüzde de, kiliseler ve sinagoglar, camilerle antik tapınaklarla uyum içinde, iç içe bulunmaktadır.



Şehrin tarihi geçmişinin zenginliği yemek kültürü üzerinde de etkili olmuştur. En çok Girit, Yunan, Balkan ve elbette Türk mutfağı etki bırakmıştır. Şehrin mutfak kültürü, Osmanlı hükümdarlığı sırasında burada yaşayan Levantenlerin damak zevkine göre yeniden şekillenmiştir. Verimli toprakları ve şehri çevreleyen denizi şehre bol miktarda taze sebze ve deniz ürünleri temin etmektedir ve son yıllarda giderek artan sağlıklı yiyecek talebi doğrultusunda İzmir ve Ege mutfakları daha popüler hale gelmiştir.


İzmir ve çevresinde tarıma dayalı endüstriler de oldukça gelişmiştir. Pamuk, üzüm, incir, kuru meyve, sebze, baharatlar, alkollü içecekler, hayvan yemi ve tütün, bölgede üretilen başlıca ürünlerdir.


Sosyo-kültürel anlamda da gelişmiş olan kent, müzelerle, kültür merkezleriyle donanmıştır.İzmir Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, İzmir Tarih ve Sanat Müzesi ve İzmir Resim ve Heykel Müzesi gibi müzelerle birlikte, Mask Müzesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi, Demiryolu Müzesi, İnciraltı Deniz Müzesi gibi daha özelleşmiş müzeleriyle şehir herkese ve her tür zevke hitap etmektedir. Müzelerin yanı sıra, onlarca restore edilmiş eski köşk ve konağın modern kültür merkezleri haline getirilmesiyle, yılın 365 günü boyunca sayısız sergi, konser ve film gösterimi, meraklılarına sunulmaktadır.



İzmir, çağdaş Türkiye’yi dünyanın evrensel değerlerine eklemleyen öncü bir kenttir. Ülke tarihine geçecek pek çok ilk İzmir’de gerçekleşmiştir; Türk kadını tiyatro sahnesine ilk kez İzmir’de çıkmıştır. Ülkemizde futbol ilk kez İzmir’de oynanmıştır. 17 Şubat 1923’te Cumhuriyet’in ilk İktisat Kongresi İzmir’de toplanmıştır. Cumhuriyet’in ilk Uluslararası Fuarı İzmir’de açılmıştır. Akdeniz Olimpiyatları ve Universiade gibi dünyanın büyük spor organizasyonlarına İzmir, büyük bir misafirperverlikle ev sahipliği yapmıştır.

İzmir, 8500 yıllık zengin tarihsel ve kültürel birikimiyle taşıdığı bu değerleri üçüncü bin yıla da aktarmaya devam etmektedir.